|
|
|
Amaç: Yaşlanmanın horlama prevalansına etkisinin incelenmesi.
Yöntem: Kesitsel epidemiyolojik bir araştırma planlandı. Çalışma
grupları Denizli il merkezinde randomize seçilen üç bölgeden
oluşturuldu. Demografik bilgileri (yaş ve cinsiyet) ve horlayıp
horlamadığını (hiç, ara sıra, sık sık [haftada 4-5 gün] ve her gün) ve
horlama nedeniyle herhangi bir tedavi görüp görmediğini sorgulayan bir
anket formu oluşturuldu. Anket her bölgeden eşit sayıdaki gönüllüye
uygulandı. Bütün gönüllülerle evlerinde görüşüldü.
Bulgular: Sonuçta 2959 anket değerlendirmeye alındı. Habitüel
horlama prevalansı şu oranlarda saptandı; Küçük çocuklarda (okul öncesi,
0-6 yaş) %3.6 (erkek: %5.3, kadın: %2.0), çocuklarda (okul çağı, 7-12)
%3.9 (erkek: %3.8, kadın: %4.1), gençlerde (13-18 yaş) %2.9 (erkek:
%5.0, kadın: 0.6) ve erişkinlerde %10 (erkek: %27.1, kadın: %7.4). 0-6
yaş ve 7-12 yaş gruplarında iki cinsiyet arasında horlama sıklığı
yönünden istatistiksel fark saptanmadı. Genç ve erişkin gruplarda
horlama prevalansı erkeklerde kadınlara göre istatistiksel anlamlı
olarak daha sıktı (gençler için p=0.02, p<0.05, erişkinler için
p=0.0001, p<0.05). Horlama istatistiksel olarak erkeklerde 30 yaşından
itibaren, kadınlarda da 40 yaşından itibaren artmaktadır.
Sonuç:
İnsanlarda horlama hayatın ilk yıllarından itibaren başlar ve yaşam
boyunca giderek artar. Horlama prevalansındaki bu artış erkelerde 3.
dekatta, kadınlarda da 4. dekatta istatistiksel farklılık gösterecek
kadar fazladır. Horlama adölesanlardan itibaren de erkeklerde kadınlara
göre daha sık görülür. |